• Röportaj : Tambirleydi !

    Röportaj : Tambirleydi !

    İnternet aleminin en "cool" isimlerinden Gülşan Gürsel ile harika bir röportaj gerçekleştirdik.
    Yazılarını keyifle okuduğum bir ismi yakından tanımak harikaydı !

    Blog yazmaya nasıl başladın? 

    Bunun tarihini çok net hatırlamıyorum çünkü kendimi bildim bileli yazıyormuşum gibi geliyor. Bunun sebebi ortaokuldan beri günlük tutuyor olmam sanıyorum. Liseden sonra da, hayatıma teknoloji girene kadar ( yaşım gereği internet hayatıma liseden sonra girdi ) günlük tutmakla geçmişti. Sonra bir şekilde, sanıyorum 2000'lerin başında Blogspot ile tanıştım ve orada kişisel yazılar yazmaya başladım. Sonra yazdığım şeylerin çok da blog yazısı olmadığını,yani kendimi blogger gibi görmediğimden daha çok şey paylaşmak istediğimi anlayıp kendi web sitem olan tambirleydi.com'u kurdum.

    Bir projenin, seni heyecanlandırması için sahip olması gereken özellikleri neler  ?

    Projenin benim üzerimden kurulması... Yani tamamen ben hayatıma uygun, paylaşımlarımla ters düşmeyecek samimi projeleri seviyorum. İşin içinde onlarca kişinin olduğu projelerdense bireysel olanları tercih ederim. Çoğu projeyi verilen miktar ne olursa olsun bana uygun olmadığı için geri çevirmişliğim vardır. Benim için esas olan paylaştığım şeyin hayatımda eğreti durmaması.

    Vazgeçilmez sosyal paylaşım mecran hangisi?

    Hayatımda vazgeçilmez bir sosyal mecra yok, samimiyim bu konuda. En birinci sevdiğin hangisi dersen kesinlikle Instagram derim... Instagram'da hayatımın güzel olan bir bölümünü paylaşıyorum ve genel olarak da keyifli şeyler görmeyi seviyorum. Başkasının hayatına sadece gördüğü karelerden yola çıkarak saldırmak, laf saymak  gibi hobileri olan insanların bolluğuna rağmen hala daha en sevdiğim platform Instagram.
     

     
     



    Yaptığın işin artı ve eksileri?

    Yaptığım işin, yani yazarlığın, insanlara çok basitmiş gibi gelmesi oldukça sinir bozucu. Genelde "ne olacak ki, yazman yarım saatini alır" gibi şeyler duyunca gerçekten çok sinirleniyorum. Sadece ofise gidilen, sabah 8 akşam 5 çalışılan işlerin iş gibi görülmesi yüzünden oluyor bunlar. Ne olursa olsun fiziksel veya ruhsal olarak emek verilen her iş önemlidir bana göre. Yazarlığa başlamadan önce yaptığım işler oldukça efor sarfettiren ve hayatımdan zamanı çalan şeylerdi. Buraya gelmem uzun sürdü, gökten inmedim. Sadece benim için değil, ülkemizdeki insanların başkalarının hayatına ve yaptığı işe saygı gösterip oturdukları yerden ahkam kesmemesi lazım. Bunun haricinde zaten kendimi bildim bileli yazılar yazmak istiyordum, neresi olursa olsun. Moda ile uğraştığım zamanlar, danışmanlık yaptığım zamanlar hep bu vardı aklımda Beni hayatımda en mutlu eden şey yazmak, daha büyük bir artıya gerek yok.

    "Tambirleydi" nin yeni blogger'lara tavsiyeleri neler?

    Öncelikle blogger olmak nedir, ne değildir iyice öğrenmeli insanlar. Bu tanım dünyada oldukça oturmuşken ülkemizde havada kalmış durumda. Instagram'da milyonlarca takipçisi olsa da oturup sitesine trendleri veya hayatın hangi kısmıyla ilgileniyorsa onu yazıyor insanlar. 2 post yapıp, binlerce like alıp blogger oldum ben diye gezmiyorlar. Ben mesela, blogger değilim ve bunu da sık sık ifade ediyorum. Benim yaptığım paylaşımlar oldukça keyfi, özellikle zaman ayırdığım şeyler değil. Dergi yazılarım ise mesleğim çünkü onlar için özel araştırma yapıp zaman ayırıyorum. Demek istediğim, eğer hayata diğer insanlardan farklı olarak baktığınızı düşünüyor ve bunu düzenli olarak paylaşmak istiyorsanız blogger olabilirsiniz. Bol takipçi yapmaya çalışmak, hemen markaları kovalamak işin samimiyetini oldukça öldürüyor. Bu iş biraz da maddi açıdan kaygısız olmanızı gerektiriyor, özellikle de başlarken. Sonradan tanınabilir, belki de geçiminizi bu şekilde sağlayabilecek kadar para kazanabilirsiniz ama başlarda uzunca bir süre kendi yolunuzu bulmanız gerekiyor. Yarım yamalak bırakmak için değil, gerçekten yapabileceğinize inanıyorsanız başlamalısınız.

    Önceki Röportaj
    Röportaj : Rüya Büyüktetik
    Sonraki Röportaj
    Röportaj : Ilgın Özgan