• Röportaj: Simay Yılmaz

    Röportaj: Simay Yılmaz

    Seyahat ettiği şehirleri onun objektifinden görmeye bayılıyoruz, öyle ki bloguna bakmadan Viyana'ya giderseniz çok şey kaçırmış olursunuz... Simay Yılmaz'la, seyahat tüyolarından blog macerasına pek çok konuyu konuşma fırsatımız oldu... Bu kadar genç ve dinamik bir isimle röportaj yapmak şahaneydi !

     

    Blogunu yazmaya nasıl başladın?

    -Yeni yerler keşfetmeyi, farklı lezzetler tatmayı çok seven biriyim. İki yıl önce İstanbul'da herkesin gittiği, popüler kültürün bir parçası olan mekanlara gitmektense daha butik ve yerel mekanları gezmeye başladım, yeni yerler açıldıkça oralara gidip deneyimledim. Seyahat etmeyi çok seven biri olduğum için de instagram hesabımda mekanların yanı sıra gezdiğim şehirler hakkında farklı fotoğraflar sunuyordum. Zamanla benden hem gittiğim mekanlar hem de gezdiğim yerler hakkında daha fazla bilgi almak isteyenlerden mesajlar ve mailler aldım. Her birine tek bir yerden ulaşmak ve çektiğim bir dolu fotoğrafı zevkle bir platformda sunmak adına blog açmaya karar verdim. İyi ki açmışım her yazdığım yazıdan sonra çok güzel dönüşler alıyorum. 

     

    Yazılarını yazarken dikkat ettiğin noktalar neler?

    - Türk halkı olarak çok okumayı sevmeyen bir milletiz. Bizlere fotoğraf olsun, az yazı olsun yeter. Ben aslında böyle düşünen biri değilim ama hitap ettiğim kitleye göre hareket etmem gerekiyor. Başlarda uzun uzun çok detaylı yazılar yazardım. Zamanla daha kısa ve öz yazılar hazırlamaya başladım. İnsanlar okurken sıkılmasın, okuduktan sonra aklında bir iki önemli not kalsın diye postlarımı daha çok fotoğraf ağırlıklı ama içeriği de kısa ve yoğun olan yazılar yazıyorum. En çok dikkat ettiğim şey ise oradaymışım gibi yazıyorum, yani bir mekan yazısı yazarken sohbet eder gibi masada oturup, kahve yudumlarken etrafta gördüklerimi anlatıyorum. Böylece yaşanmışlık işin içine giriyor ve daha samimi bir dil oluşuyor. Yani en azından ben böyle düşünüyorum. İçtiğim en güzel sıcak çikolatayı anlatırken ondan aldığım hazzı aktaramazsam ben kendimi kötü hissederim. :) Tadı da hala damağımda. :)

     

     

    Sık sık seyahat ettiğini biliyoruz, senin için en vazgeçilmez şehirler hangileri?

    - Londra'ya gittikten sonra benim için vazgeçilmez bir şehir haline geldi. Gittiğim şehirler arasında en uzun kaldığım yerdi. Şehir hayatının canlılığı, kalitesi, insanların kültürünü mükemmel bir şekilde benimsemiş olması beni büyülemeyi başardı. Oxford'un sakinliği ise benim için gezdiğim süre boyunca huzur doldurdu. Ama beni en çok etkileyen ve kendine bağlamayı başaran şehir Viyana oldu. Mimarisiyle, sanatsal kültürüyle, müzikleriyle ve tabiki yemekleriyle bana çok güzel hissettirdi. Tekrar tekrar gitsem sıkılmayacağım, her seferinde sokaklarında saatlerce vakit geçirebileceğim bir şehir Viyana. 

     

    Henüz yeni içerik üretmeye başlayan 'blogger'lara tavsiyelerin neler?

    -Açıkçası bu işi hobi olarak mı iş olarak mı yapmak istediklerine karar vermeleri önemli bana sorarsanız. Ben hobi olarak başlamıştım ama artık bir iş haline geldi neredeyse hala zevkle ve keyifli yaptığımı söylemeden geçemem. Son zamanlarda sosyal medyanın ön plana çıkmasıyla birlikte ve özellikle de Instagram bağlantılı olarak bir dolu blog ortaya çıktı haliyle yeni çıkan bloglar çok sönük kalabiliyorlar. Aralarından sivrilmek adına aktif olarak bloga post girmek ve daha yaratıcı bir içerik belirlemek bence önemli. Mesela moda üzerine blog yazmaktansa ilgisi olduğu başka bir alanla ilgili yaratıcı fikirler üreterek ortaya çok güzel sonuçlar çıkarılabilir. Açtıktan belli bir süre sonra kapatmamak için üzerine çok düşünmek ve gerçekten yapmak istediği şey olup olmadığına karar verebilirler. 

     

     Takip etmeyi sevdiğin Türk/Yabancı  bloggerlar kimler?

    - Türklerden Billur Saatçi'yi takip ediyorum sitesini ilk açtığından bu yana OffNeGiysem mükemmel bir gelişme gösterdi, üzerine çok çalıştığı açıkça belli oluyor. Fotoğrafları da şahane olunca bakması çok keyifli bir hal alıyor. Ağırlıklı olarak yabancı bloggerları takip ediyorum stilini çok beğendiğim Julie Sarinana'nın blogu Sincerely Jules. Fotoğraflarına ve seyahatlerine bayıldığım Julia Engel'ın blogu Gall Meets Glam. Fotoğraflarındaki tonlara ve yazılarını çok sevdiğim Mary Seng'in Happily Grey isimli blogu. Galiba griyi ben de çok sevdiğim için onu takip etmekten zevk alıyor olabilirim. :)

     

    İstanbul'da senin için vazgeçilmez 5 mekan hangileri?

    - Bu çok zor bir soru aslında çünkü birçok mekanın bende ayrı bir yeri var ilk beşi düşünecek olursam sanırım ilk sırayı çaylarına ve glutensiz tatlılarına hayran olduğum La Patisserie Lune alır. İkincisi ise kahve için gitmekten çok keyif aldığım Bebek'teki Cup Of Joy. Kahvaltısı beni çok mutlu eden Moda'daki Naan Bakeshop'u da ilk beşe yazmazsam olmaz. :) Açıldığından bu yana neredeyse haftada iki üç kere gittiğim Blended Greens ise kesinlikle vazgeçilmezlerim arasında. Yemek için çok kaliteli sunumları olan Serdar-ı Ekrem'deki The Gourmand da tabiki favorilerim arasında. :)

    Önceki Röportaj
    Röportaj: Bestami Köse
    Sonraki Röportaj
    Röportaj: Ece Targıt