• Röportaj: Ece Targıt

    Röportaj: Ece Targıt

    Youtube dünyası her geçen gün büyüyor, ekranı her açtığımızda karşımıza farklı bir yüz çıkıyor...

    Ece Targıt da hayatımıza Youtube ile girip videolarıyla günlük rutinlerimizin arasında yer edindi. Ece'yi yakından tanımaktan, seyahat alışkanlıklarını öğrenmekten ve Youtube macerasının ayrıntılarını dinlemekten büyük zevk aldım.

    Öncelikle bizlere biraz kendinden bahseder misin?

    Tabii, ben Ece :) Aslında blogger işlerine lisede modaya olan ilgimle başlamıştım, moda üzerine blogum vardı. lise sona başlamadan önce de İngiltere'ye moda kurslarına gittim fakat bana göre olmadığını anladım... İyi ki de denemişim çünkü böylece moda üzerine okumamaya karar vermiş oldum:) Zamanla üniversite için araştırmalara başladım, tasarım ve işletme diye bir bölüm buldum. Paris'de ve New York'da okudum tabii okurken de genelde kozmetik üzerine stajlar yaptım.

    Youtube serüvenim de öyle başladı aslında. Yalnız yaşıyordum ve televizyonum yoktu, evdeyken youtube açıp izlerdim. New York'da este lauder'da staj yaptım, staj bitti İstanbul'a dönmek istedim ve 4 sene sonunda istanbula döndüm, çalışmaya başladıktan sonra da mutsuz olduğumu hissettim... Daha yaratıcı bir şeyler yapmak istedim, arkadaşlarım çok youtube izlediğimi bilirlerdi, “Ece sen de yap!" demeye başladılar ve “ hadi ya bi yapalım:)" dedim. Çünkü böyle bi imkanım vardı, işi bırakabilirim, beni tutan bir şey yok diye düşündüm. Şimdi de Youtube'a başlayalı 7 ay geçti ve bana çok güzel kapılar açtı... Mesela sen bana mail attın, nerden bulucaksın başka :)

    Seyahat tutkundan bahsedelim. Seyahat etmek ne zamandır vazgeçilmezin?

    Kendimi bildim bileli... ilk uçağa binişimi falan hatırlamıyorum, annemler çok seyahat eder, dedem de hem mimar hem de ressamdı yani kültür aşığıydı desem yeridir...  annemlerin çok etikisi var yani, kardeşim doğduktan sonra da seyahat etmeye devam ettik ve “Ece hep yürürdü ama Bige kucak, bebek arabası isterdi" derler :) Ama benim de mcdonanlds takıntım varmış nerde görsem bi hamburger alıp devam edermişim:)

    Senin için ayrı olan bir yer var mı?

    Evet, Afrika. Çünkü safari dünyası inanılmaz:) en sevdiğim hayvan fil ve o kadar çok gördük ki, bir de dünyanın ne kadar büyük olduğunu anlıyorsun, doğa ve hayvanları görünce “ buradayım, andayım” diye düşünüyorsun.

    seyahat alışkanlıkların var mı? mesela bavulunda nelere dikkat edersin?

    Bavulumda taytım ve spor ayakkabım olmazsa olmaz. Tabii kozmetik de :) aslında minimal bavulcuyum, her şeyi çok iyi planlarım. Tatilde “ ne giysem” diye mızmızlanmayı hiç sevmem. Makyaj olarak da her şeyden birer tane götürürüm... Bir de küçük ilaç kitim vardır, arkadaş grubunda herkes ilaçların bende olduğunu bilir:)

    şehirler için de sanırım yürümek, kaybolmak, sokak sokak gezmek.. restoranlardaki garsonlarla da konuşmayı seviyorum, özellikle de İtalya'da.. Hele bi de dillerinden birkaç kelime söyledin mi bayılıyorlar:)

    Gelecek planlarında nereler var?

    Çok zor bir soru ama 3’e indirelim :) Brezilya, Kore, Stockholm.

    Seyahatlerden sonra yaşadığın şehre adapte olmakta zorlanıyor musun?

    Özellikle üniversiteden sonra İstanbul'a dönünce zorlandım.. Çünkü arkadaşın kalmamış oluyor, dünyanın her yerinde arkadaşım var bu çok güzel bir şey fakat burada yalnız hissettiğim oldu. Zamanla kendi düzenini kurdukça alışıyorsun da bir süre zorlanıyorsun...

    Şu ana kadar pek çok yerde yaşadın ve sonrasında İstanbul'a döndün. Şu an İstanbul'la aran nasıl:) vazgeçilmez rutinlerin var mı?

    Aslında İstanbul'a döneceğimi hep biliyordum. Yabancı arkadaşlarıma anlatırken de “İstanbul gibisi yok derim” zaten... Ama yaşamaya başladıkça özellikle de New york'dan sonra çok kısıtlı geldi burası. mesela New york'da restoran bitmezdi, her gün farklı bir aktivite, farklı bir spor... Ama burda bahsettiğim noktalar çok kısıtlı. Belki de buyüzden çok seyahat ediyorum :) Ayrıca İstanbul'da sahilde yürüyüş yapmaya bayılıyorum, Arnavutköyden Rumeli hisarı'na kadar yürümek çok başka :) ya da Balat... Çok farklı bir atmosferi var, seviniyorum İstanbulda böyle farklı yerlerin olmasına.

    Biraz sosyal medyadan konuşalım. Şu anki konumunu mu umuyordun başlarken?

    Aslında İnstagram'daki profilimi hep çok önemserdim hatta arkadaşlarım “ay Ece sen bloggerlar kadar önemsiyorsun” derlerdi :) Blogger falan da değilim tabii, o zamanlar 300 takipçim var :) Büyüme olarak iyi gidiyor bence. fakat bunun, sosyal medyadaki diğer insanların seni desteklemesiyle de ilgisi var, bi mention bi tag... Benim Youtube'a başlama nedenim Cansu Akın mesela :) ben Cansu’ya bir gün mesaj attım ve Youtube kanalı açmayı düşündüğümü söyledim o da çok iyi olacağını söyleyip beni gaza getirdi desem yeridir :) 3. videomda da bi videosunda benden bahsetti, bu da kırılma noktam olabilir sanırım.

    Sosyal medya ile ilgili hedeflerin neler?

    Aslında sadece blogger olmak istemiyorum, mesela şu an birkaç iş birden yapıyorum, kendi programımı kendim oluşturmaktan da oldukça mutluyum. Her zaman hayalim olan kendi yerimi açma isteğim de var tabii :) Fakat şu an bu rutinimden mutluyum.

    Peki sence sosyal medya nereye gidiyor?

    Sosyal medya bence biraz korkunç bir mecra... Arada hala şok oluyorum insanların söyledikleri karşısında fakat bu linç konusunda insanlara biraz bilinç geldiğini de düşünüyorum. Tüm bunların yanında aynı zamanda sosyal medyanın pozitif gücü de çok fazla. Güzel sözlerin internet galaksisi evreninde ihtiyacı olana gideceğine inanıyorum.

    Youtube'a yeni başlayanlara tavsiyelerin neler?

    Youtube,'a gerçekten kafa yormak gerekiyor, başkası bir şey yapıyor diye hiçbir şey yapmasınlar, mesela çantamda ne var videosu bana çok soruluyordu ama ben o videoları izlerken sıkılıyorum “ nasıl kendimce yapabilirim bu videoyu” diye sordum kendi kendime ve özgün bir şekilde de yorumladım videoyu. Ya da kendini video çekmeye mecbur hissetmemen lazım çünkü anlaşılıyor, kendini iyi hissetiğin anı yakalaman lazım. Zamanla da senin kafana uyan insanlar seni buluyor zaten...
     

    Ece'nin Youtube kanalına buradan ulaşabilirsiniz.

    Önceki Röportaj
    Röportaj: Simay Yılmaz
    Sonraki Röportaj
    Röportaj: Aydan Kumpas (Gezici günlük)