• Röportaj: Aydan Kumpas (Gezici günlük)

    Röportaj: Aydan Kumpas (Gezici günlük)

    Blog okumayı, hele ki zevkine, düşüncelerine güvendiğim isimlerin bloglarını okumaya bayılıyorum!  Yazıları ve fotoğraflarını keyifle takip ettiğim sevgili Aydan Kumpas ile seyahat alışkanlıkları, vazgeçemediği şehirler ve sosyal medya üzerine konuştuk. 

    İlk olarak bizlere kendinizden bahseder misiniz?  Aydan Kumpas Kimdir?

    Sadece seyahate tutkulu sıradan biri… Aslında sanat yönetmeniyim ama çok uzun zamandır seyahat etmek ve blog yazmak dışında başka bir iş yapmıyorum…ama kahve içmekle,  fotograf çekmekle, hayal kurmakla, gözümün gördüğü her güzelliği paylaşmaya çalışmakla da ciddi ciddi ilgiliyim :)

     

    Seyahat etmenin sizde bambaşka bir yeri olduğunu biliyoruz, peki bu seyahatlerin sizin için iyi-kötü yönleri neler? Uzun bir seyahatten sonra evinize dönmek nasıl bir his? Yaşadığınız şehre adapte olmakta zorlanıyor musunuz?

    Seyahatin biraz yorgunluk dışında hiçbir zararını düşünemiyorum. Karşıdan bakan biri “bütçeye zarar” diye de düşünebilir ama insanın parasını ruhunu zenginleştirmek için harcamasından daha güzel bir şey olabilir mi?..

    İlginçtir, ben seyahat ettikçe yaşadığım şehrin ruhunu daha iyi kavramaya, ona daha derinden bakmaya başladım.. Seyahat ettikçe daha çok anlıyor, daha çok seviyorum istanbul’u.. Gittiğim çoğu şehir ile güçlü bağlar kurup, çok üzülerek ayrılıyorum ama İstanbul’a dönmek yine de mutlu ediyor beni.. Hele ki her seyahat sonrasında Galata civarında yürüyüp kule ile bir kavuşma an’ım var ki..işte onu çok seviyorum.

    Kendi şehrin, kendi kulen, kendi evin, yastığın, bardağın.. hepsi çok güzel şeyler hissettiriyor.. Seyahatten seninle dönen kendi valizin ve içindeki kirliler hariç!. Dönüş valizi boşaltmak berbat bir şey!. Hah, işte seyahatin bir kötü yanını daha bulmuş oldum! :))

     

    Seyahat rutinleriniz var mı? Mesela, sizin için bir seyahatte vazgeçilmezler nelerdir?

    Buna çok farklı yönlerden bakarak çok kapsamlı yanıtlar vermek mümkün.. Ama gittiğim şehri keşfetmek anlamında yanıtlarsam; lokal hayata dokunabilmek, kısa bir süreliğine de olsa parçası olabilmek adına turistik bölgeden uzaktaki mahallelerde zaman geçirmek, bir kahve tutkunu olarak iyi kahve dükkanları keşfetmek, her şehrin en eski kahve dükkanı her neredeyse bulup mutlaka uğramak, plak dükkanı ve bit pazarı gezmek, ilgi alanlarıma uygun bir ya da birkaç müze/sergi gezmek.. Ama en en en önemlisi daha gitmeden önce o seyahatin dersini iyi çalışmak. Gideceğim şehri en ince detayına kadar araştırır kendi ilgi alanlarıma uygun bir planını çıkarır, o şehir için bir defter hazırlarım. İşte o defter aslında vazgeçilmez olan tek şeydir.

    Çoğu zaman yollardasınız, size eşlik eden bavulunuzu hazırlarken dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir?

    Aslında çok seyahat etmeme rağmen bavul hazırlama konusunda nedense hiç pratik olamıyorum; bu iş hep gözümde büyür ve neredeyse tüm günümü alır.. Hem rahat edeceğim hem de gideceğim şehrin ruhuna uygun ve az buruşan şeyler seçmeye çalışırım. Seyahatte aşırı yürüyüşe alışkın ayaklarımı dinlendirmenin sırrı, gün ortasında ayakkabı ve çorap değiştirmektir; o yüzden iki günlük bir seyahate bile 3 ayakkabı ve 6-7 çift çorap almadan çıkmam.. Kozmetik çantasının içine daima bir şeffaf poşet geçirip sıvıları içine öyle atarım ve bununla da yetinmeyip kozmetik çantasını mutlaka ama mutlaka beyaz renkli bir poşete koyup valize ancak ondan sonra yerleştiririm. Tecrübe :) Her zaman lüks otellerde kalmıyorum; seyahat bütçesini denklemek için çok ucuz bir otelde kalıyorsam valizimde mutlaka havlu terlik olur. Kimsenin gücü beni otel zeminine çıplak ayak bastırmaya yetmez çünkü!. El çantamda mutlaka bir boyun şalı ve seyahat boyunca gerekirse akşamları clutch olarak kullanabileceğim bir ipad kılıfı olur. Şu yukarıda bahsettiğim defter ve pasaportu da el çantasına atınca yolculuğa hazırım!

     

    Sizin için ayrı bir yeri olan, en keyif aldığınız şehirler hangileri?

    Benim paylaşımlarımı takip eden herkes Milano’nun benim için çok ayrı bir yerde olduğunu bilir.. Ama çok sevdiğim ve devamlı gitmekten hiç bıkmayacağım başka şehirler de var.. Berlin, Roma, Paris ve Venedik her mevsim her koşulda biri “pışşt” dese hemen gidebileceğim diğer sevdiğim şehirler.. İlk akla gelecek, çok sıradan şehirler gibi görünebilirler ama ben onları çok kendime özgü yaşayabildiğime inanıyorum..Yurtiçinde de Cunda ve Gökçeada’dan hiç bıkmam..

     

    Peki Sosyal Medya yaşamınızın ve seyahatlerinizin neresinde? 

    2010’dan beri blogum var ve aktif olarak birkaç yıldır instagram kullanıcısıyım. Blog yazmaya seyahat notlarım bir yerde biriksin ve başkaları da onlardan faydalasın diye başladım.. Instagram ise hem ilham almak hem de ilham vermek için çok keyifli bir platform.. Paylaşmayı seviyorum ama sosyal medyanın hayatımın odak noktasında olduğunu söyleyemem.. Artık seçilen rotaların bile çoğu zaman instagram paylaşımları düşünülerek oluşturulduğu günlerdeyiz, malum.. Ama ben hala insanın içinden gelen yere içinden geldiği zaman gitmesi taraftarıyım.. Dünyanın herhangi bir yerinde o muhteşem gün batımlarının fotoğrafını çekerken keyfini çıkarmayı unutmamanın taraftarıyım.. Instagram profillerimizde biriktirdiğimiz anıların, “gerçekten yaşanmış” olmaları taraftarıyım..

    Son olarak da; blog yazmak isteyenler için önerileriniz var mı? Sizce en önemli noktalar hangileri?

    İlk blog yazımı yazarken onu birinin okuyup okumayacağını hiç bilmeden, tüm kalbim ve  samimiyetimle yazmıştım.. Hiç beklentisiz, bu tavrımı hiç değiştirmeden yazmaya devam ettim.. Bir süre sonra benim notlarımla gidilen seyahatlerden geri dönüşler, fotoğraflar, teşekkürler gelmeye başladı.. Bu ilk yazımda hayal bile edemediğim bir şeydi.. Onlar da benim gibi sabırla, sevgiyle ve en önemlisi samimiyetle yazsınlar..

    Herhangi bir seyahat sitesini açan kişi, Paris’te görülecek yerlerin listesine kolayca ulaşır. Onu sizin blogunuza getirecek olan sizin kendi başınıza yürürken keşfettiğiniz bir kitap dükkanı ya da mesela o sokağın köşesindeki kahveden sokağa yayılan kahve kokusunu ne kadar sevdiğiniz olacak..

    “Özgün” ve “samimi” olmak.. Bir blog için bunlardan daha mühim hiçbir şey olduğunu sanmıyorum.

     

    Sevgili Aydan Hanım'a sorularımı cevapladığı için çok teşekkür ederim :)

    Blog ve Instagram adresleri için tık tık!

     

    Önceki Röportaj
    Röportaj: Ece Targıt
    Sonraki Röportaj
    Röportaj: Oitheblog !