• Neleri Sevdim? Mayıs 2018

    Neleri Sevdim? Mayıs 2018

    Neleri Sevdim başlığında yazı yazmayalı epey olmuş. Bu süreçte neler yaptım, en çok hangi mekanı,kitapları sevdiğimi, neler izlediğimi yazmaya çalışacağım. Çünkü bu kadar uzun bir aradan sonra blog yazmaktansa çivi yazısı ile taşa toprağa bi şeyler yazsam daha az zorlanırım...

    Sevme Sanatı

    Önce kitaplar ile başlayalım. Çok satan,temelde okuyucuya hiçbir mesajı olmayan dümdüz kişisel gelişim kitaplarından arkama bile bakmadan kaçarken rafların arasında Sevme Sanatı ile karşılaştım. Kitabı, sevgiyi ele alış biçimlerini çok sevdim ama özellikle Freud'un sevmek ile ilgili düşüncelerini bu kadar ayrıntılı okumak başka bir deneyimdi. Erich Fromm'un başka kitaplarını da mutlaka okuyacağım.

    "Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek 'sevgisi'ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz 'etken ilgi'dir."

    "Bir insan başka birine ne verir? Kendisinden verir; sahip olduğu en değerli şeyden, “yaşamından” verir. Bu, o kişinin yaşamını diğer insan için feda ettiği anlamına gelmez aksine kendi içinde yaşattıklarından veriyordur; Sevinçlerinden, ilgi duyduğu şeylerden, anlayışından, bilgisinden, mizahından, üzüntüsünden- içinde canlı olan her şeyden. Ve bazen bir şeyler vermek için bir bakış bile yetebilir."

    "Kişi sevmekle, narsisizm ve kendi çevresinde merkezleşme durumlarının yarattığı yalnızlık, kopmuşluk duygusunun hapishanesinden kurtulur."

    Kırlangıç Çığlığı

    Ahmet Ümit okumayı seviyorum. Özellikle ali,zeynep ve nevzat üçlüsünün dahil olduğu hikayeleri daha çok seviyorum. Bu kitapta son yıllarda artan çocuk tacizlerine yer verilmiş. Katiller,tecavüzcüler,suriyeli aileler... Her gün haberlerini okuduğumuz hayatları hikayeleştirmiş Ahmet Ümit. 

    "Çok empati kuruyorsunuz Başkomserim, dedi samimi bir tavırla. Ne dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de insanlar bu kadar inceliği..."

    "...kötüler gider ama kötülük kalır."

    "Her cinayet acayiptir Şefik. Bir insanın, öteki insanı öldürmesinden daha tuhaf bir durum olabilir mi?"

    Oplevelse

    Kurtuluş'un ara sokaklarından birinde bir "Danish Coffeeshop" ile karşılaşacağımı hiç düşünmezdim. Oplevelse, Danca deneyim demekmiş. Gerçekten de şahane bir deneyim oldu bu mekan. Tatlıları çok yerel,lezzetli ve İstanbul için kesinlikle özgün. Mekanı çok sevdim, ara ara da gidip kahve-tatlı yaptım. Bence yeni kahveciler arıyorsanız ve değer kaybeden Türk Lirası karşısında Danimarka'da değil de Kurtuluş sokaklarında bu lezzetleri denemek daha mantıklı geliyorsa uğrayın :P

    Chef's Table

    Her sezonunu severek izlediğim belgesel serisinde favori sezonum tabi ki pasta şeflerinin anlatıldığı 4. yani son sezon. Bir şefin gözünden menüsündeki lezzetlerin hikayelerini dinlemek ve o dünyaca ünlü restoranların mutfaklarını bu kadar yakından izlemek şahaneydi. Özellikle Milk Bar'dan Birthday Cake yemek için sabırsızlanıyorum!

    Ugly Delicious

    David Chang'ı zaten çok seviyorum. Hem japon asıllı olmasından aşırı sempatik bir tarafı var hem de Amerikalı olması ile soğuk ve kaba olduğundan(linç) eleştirileri o kadar sert ve doğru ki denediği lezzetler hakkında yerinde yorumlar yaptığından şüpheniz olmuyor :) 8 bölüm ve tek sezonluk Ugly Delicious, her bölümde farklı bir lezzete odaklanıp onu, en iyi yapıldığı lokasyonlarda deneyerek dünyanın pek çok farklı yerindeki birbirinden değişik restoranlar hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor.(huh aşırı uzun cümle) (Favorilerim tabii ki pizza ve taco bölümleri)

    Önceki Yazı
    Neleri Sevdim? Kasım 2017
    Sonraki Yazı
    from matsu to space